banner238

banner228

banner220

banner245

banner246

banner247

banner309
22 Ağustos 2026 Cumartesi

ALPARSLAN KUYTUL GRUBUNA YÖNELİK SORUŞTURMADA YENİ GELİŞME

ÖKÜZ ÖLDÜ

22 Ağustos 2026, 17:26
ÖKÜZ ÖLDÜ
ÖKÜZ ÖLDÜ… ORTAKLIK BOZULDU MU, YOKSA KILIF MI DEĞİŞTİRDİ?

Atasözlerimizden biri vardır:

“Öküz öldü, ortaklık bozuldu.”

Bazen bir atasözü yalnızca bir cümle değildir; yaşananlara göre yüzlerce, hatta binlerce anlam taşır. Bugün bölgemizde yaşananlara baktığımda bu sözün yeniden düşünülmesi gerektiğine inanıyorum.

Led Neon

Yıllardır bölgemizin etrafında dolaşan iddialar aynı: yolsuzluk, çıkar ilişkileri, siyaset-ticaret-medya bağlantıları, imar kararları, rant ve para trafiği…

Siyasetçiler, iş insanları, bazı medya çevreleri, aracılar ve kamu mekanizmasının farklı noktalarında görev yapan kişiler hakkında zaman zaman ciddi iddialar ortaya atıldı. Ancak bu ilişkilerin tamamının gerçekten ortaya çıkarılıp çıkarılmadığı hâlâ kamuoyunun önündeki en önemli sorulardan biridir.


Son dönemde yürütülen soruşturmaları takip ederken özellikle bir konu dikkatimi çekiyor:

Dünün ortakları, bugün birbirlerinin itirafçısı mı oluyor?

Bir dönem aynı masada oturanların, aynı ticari veya siyasi ilişkiler içerisinde bulunanların bugün birbirleri hakkında ifade vermeleri elbette hukuk açısından değerlendirilecek bir meseledir. Fakat kamuoyunun merak ettiği başka bir soru daha var:

İtiraf eden kişinin kendi mal varlığı, para trafiği ve geçmişteki ilişkileri de aynı titizlikle inceleniyor mu?

Çünkü biri çıkıp, “Benden rüşvet istediler.” diyorsa, yalnızca rüşvet istediği iddia edilen kişinin değil, iddiayı ortaya atan kişinin de ekonomik ilişkilerinin ve servetinin kaynağının hukukun izin verdiği ölçüde araştırılması kamu vicdanı açısından önemlidir.

Elbette devam eden soruşturmaların kapsamını bilemeyiz. Belki bizim bilmediğimiz çok daha geniş incelemeler yürütülüyordur. Burada hüküm vermek değil, soru sormak gerekir.

HER DÖNEMİN ADAMI OLMAK

Bir başka dikkat çekici konu ise bazı kişilerin siyasetin hemen her tarafında görünme çabasıdır.

Bir gün Cumhurbaşkanı'nın veya MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bulunduğu çevrelerde görüntü vermeye çalışanların, başka bir gün Ekrem İmamoğlu ve çevresiyle yakınlık kurduğu iddiaları konuşulabiliyor.

İnsan ister istemez soruyor:

Sizin tarafınız hangisi?

AK Parti iktidardaysa AK Partili, MHP güçlüyse MHP'li, CHP'nin yönettiği yerde CHP'li; gerektiğinde DEM'li, gerektiğinde yeni kurulan partilerin yanında...

Kısacası herkese bir “mavi boncuk” dağıtılıyor.

Burada mesele siyasi tercih değildir. Herkes istediği siyasi görüşe sahip olabilir. Asıl mesele, siyasetin ticari çıkarların korunması için bir kalkan olarak kullanılıp kullanılmadığıdır.

Çünkü gerçek siyaset başka, çıkar için siyasetçi görüntüsü vermek başkadır.

FAY HATLARI, İMAR VE RANT SORULARI

Gelelim işin en önemli boyutlarından birine: imar ve rant.

Geçmişte yapılaşmasının sakıncalı olduğu ileri sürülen alanlarda hangi kararlarla yapılaşmaya izin verildi?

Bilimsel raporlar ne diyordu?

Üniversitelerin ve ilgili kurumların görüşleri dikkate alındı mı?

Fay hatları ve riskli zeminler üzerindeki yapılaşmalarda kimlerin imzası vardı?

Bazı değerli araziler kimlerin eline, hangi süreçlerin sonunda geçti?

Bu araziler üzerinde AVM, lüks rezidans, villa veya konut projelerine hangi şartlarla izin verildi?

Özellikle Beylikdüzü'nde kamuoyuna yansıyan zemin kayması ve arazi düzenlemeleriyle ilgili iddialar bakımından geçmişten bugüne bütün imar hareketlerinin şeffaf biçimde incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bir arazi geçmişte neredeydi?

Sınırları nasıldı?

Sonradan hangi işlemler yapıldı?

Hangi imar kararları alındı?

Kimler ekonomik menfaat elde etti?

Bunlar cevabı belgelerde bulunabilecek sorulardır.

ÖKÜZ ÖLDÜ AMA YEMİ NEREDEN GELDİ?

Benim asıl dikkat çekmek istediğim nokta tam olarak burada başlıyor.

Öküz ölmüş olabilir…

Ortaklık da görünürde bozulmuş olabilir…

Ama öküz nasıl beslendi?

Yemi nereden geldi?

Yemi kim aldı?

Parasını kim ödedi?

Ve geride “buzağılar” kaldı mı?

İşte devletin bakması gereken yerlerden biri burasıdır.

Geçmiş dönemlerde kamu gücü kullanan yöneticilerin ve haklarında ciddi iddialar bulunan kişilerin mal varlıklarının, şirket ilişkilerinin ve olağan dışı para hareketlerinin yetkili kurumlar tarafından mevzuat çerçevesinde incelenmesi kamu vicdanını rahatlatacaktır.

MASAK kayıtlarına yansıyan şüpheli para hareketleri varsa incelenmeli; mal varlıklarının kaynağı sorulmalı ve gerekiyorsa üçüncü kişiler üzerinden yürütüldüğü iddia edilen ekonomik ilişkiler de hukuki denetime tabi tutulmalıdır.

Çünkü mal her zaman kişinin kendi üzerinde olmayabilir.

Emanetçiler olabilir.

Şirketler olabilir.

Yakın çevre olabilir.

Başka ticari bağlantılar olabilir.

Ancak bunların tamamı iddia düzeyinde bırakılmamalı; belgeyle, hukukla ve bağımsız yargı denetimiyle ortaya çıkarılmalıdır.

“BİZE BİR ŞEY OLMAZ” DEVRİ

Yıllardır aynı cümleyi duyarız:

“Bize bir şey olmaz.”

“Bizim arkamız sağlam.”

“Biz şu kişinin adamıyız.”

“Bize kimse dokunamaz.”

Devletin ve hukukun görevi tam da burada başlamalıdır.

Kimsenin siyasi fotoğrafı, tanıdığı, serveti veya nüfuzu kendisine hukukun üzerinde olduğu duygusunu vermemelidir.

Yetim hakkı yiyen, kamu malından haksız şekilde nemalanan, yolsuzluk düzeninden çıkar sağlayan kim varsa siyasi kimliğine bakılmaksızın hukuk önünde hesabını vermelidir.

AK Partiliymiş, CHP'liymiş, MHP'liymiş, DEM'liymiş veya başka bir siyasi çevreye yakınmış...

Bunun hiçbir önemi olmamalıdır.

Çünkü devlet kişilere göre değil, hukuka göre hareket etmek zorundadır.

ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİ

Daha önceki köşe yazılarımda da söyledim:

“Şeytan ayrıntıda gizlidir.”

Bazen büyük ilişkiler küçük bir banka hareketinden çıkar.

Bazen küçücük bir tapu değişikliği yılların hikâyesini anlatır.

Bazen bir şirket ortaklığı, bir otel toplantısı, bir imar değişikliği veya unutulduğu sanılan bir belge bütün zinciri ortaya çıkarabilir.

Bu nedenle kamuoyunda “para baronları” olarak anılan veya ciddi iddiaların odağında bulunan kişiler açısından yapılması gereken şey dedikodu değil; devletin yetkili kurumlarının belgeye dayalı incelemesidir.

Eğer suç yoksa kişi aklanır.

Varsa da hukuk gereğini yapar.

ÖKÜZ ÖLDÜ; PEKİ ORTAKLIK GERÇEKTEN BOZULDU MU?

Şimdi tekrar başlıktaki soruya dönelim:

Öküz öldü de ortaklık gerçekten bozuldu mu?

Yoksa ortaklık yalnızca kılıf mı değiştirdi?

Dünün ortakları bugün karşı karşıya gelmiş gibi görünürken, perde arkasında başka hesaplar mı yapılıyor?

A Planı, B Planı, C Planı…

Otel odalarında, kapalı kapılar ardında yeni planlar mı kuruluyor?

Bunların cevabını bugün kesin olarak veremeyiz.

Fakat devletin ilgili kurumlarına ulaşan raporlar, mali kayıtlar, tapu hareketleri, şirket bağlantıları ve soruşturma dosyaları zaman içerisinde gerçek tabloyu ortaya çıkaracaktır.

Ben gazeteci ve köşe yazarı olarak hüküm vermiyorum.

Soruyorum.

Çünkü gazetecinin görevi suçlu ilan etmek değil; kamu adına sorulması gereken soruları sormaktır.

Ve görünen o ki önümüzdeki dönemde medya bu ilişkileri, soruşturmaları ve para trafiğini çok daha fazla konuşacak.

Biz de Büyük Haber olarak gelişmeleri, resmi açıklamaları ve yargı süreçlerini yakından takip edeceğiz.

Çünkü öküz ölmüş olabilir...

Ama asıl mesele şudur:

Öküzü kim besledi?

Yemi kim verdi?

Ortaklar gerçekten ayrıldı mı?

Yoksa yalnızca masadaki sandalyeler mi değişti?

Bunu da zaman ve hukuk gösterecek.

Adnan EREN














beylikdüzü - beylikdüzü keman - beylikdüzü piyano - beylikdüzü bale - beylikdüzü müzik merkezi - modern sanatlar akademisi - beylikdüzü sanat
BEYLİKDÜZÜ müzik

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    banner230
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV