Gazeteci Adnan EREN’den Dikkat Çeken...
Ünlü AVM Ortakları Gözaltında
73 kilo veren Işın Karaca...
Akın Gürlek duyurdu
Usulsüz vatandaşlık iddialarına ilişkin soruşturma derinleştikçe yalnızca gayrimenkul satışları değil; arazilerin, alışveriş merkezlerinin, rezidansların, otellerin ve diğer büyük projelerin mülkiyet yapılarıyla ilgili pek çok konunun gündeme geleceğini düşünüyorum.
Led Neon
Elbette bir mal varlığının suçtan elde edildiğine bağımsız yargı karar verir. Ancak kesinleşmiş yargı kararıyla suç geliri olduğu belirlenen taşınmazlar yeniden suç çevrelerine bırakılmamalı; devletin himayesinde tutularak milletin hizmetine sunulmalıdır.
Haksız kazançla elde edildiği kesinleşen AVM’ler, rezidanslar, oteller ve villalar; konumları ve fiziki şartları uygunsa devlet hastanesine, üniversiteye, okula, öğrenci yurduna, adliye binasına veya emniyet müdürlüğüne dönüştürülebilir.
Böylece suçtan elde edilen servetler kişisel zenginliğin değil; sağlığın, eğitimin, güvenliğin ve toplumsal kalkınmanın hizmetine verilmiş olur.

Soruşturma genişledikçe büyük otellerin, villa şehirlerinin ve farklı bölgelerde bulunan projelerin de gündeme gelebileceği kanaatindeyim.
Bu incelemeler yalnızca mülkiyet ve para hareketleriyle sınırlı kalmamalıdır. Projelerin ruhsatları, imar durumları, yapı güvenliği ve zemin etütleri de titizlikle değerlendirilmelidir. Fay hatlarına yakın bölgelerde bulunan projeler varsa gerekli bilimsel ve teknik kontroller mutlaka yapılmalıdır.
Şirket ortaklarının ve bağlantılı kişilerin Ege, Akdeniz, Karadeniz ve İç Anadolu’daki mal varlıkları da hukukun izin verdiği ölçüde araştırılmalıdır. Başkaları adına kayıtlı olduğu iddia edilen taşınmazlar ve emanetçi kullanılarak gizlenmiş olabilecek mal varlıkları varsa bunlar da somut deliller üzerinden ortaya çıkarılmalıdır.
Hukukun amacı yalnızca suçluyu cezalandırmak değil, suçtan elde edilen kazancı da toplum adına geri almaktır.
Yaklaşık 26 yıldır yazılar yazıyor, haberler yapıyorum. Yıllar önce gündeme getirdiğim bazı konular bugün yeniden ortaya çıktığında okurlarımın ve yakın takipçilerimin “Sen söylemiştin, sen yazmıştın” demesi, verdiğimiz gazetecilik mücadelesinin en büyük karşılıklarından biridir.
Büyük Haber olarak yıllarca mücadele verdik. Saldırılara ve iftiralara maruz kaldığımız zamanlar oldu. Gazeteci Adnan EREN olarak yolsuzlukların ve haksızlıkların üzerine gittiğimiz için birçok kişi ve kurum tarafından sevilmedik.
Ancak bizim için önemli olan herkes tarafından sevilmek değil, doğrunun ve haklının yanında durmaktır.
Türk halkının verdiği güçle yürüdük. Mazlumların duasını aldık. Bu duygu bize yeter de artar bile.
Son zamanlarda elimizdeki bazı bilgileri doğrudan haberleştirmek yerine farklı bir yol izliyoruz. Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi vatandaşlık görevimizi yerine getiriyor; gerekli bilgi ve belgeleri yetkili makamlarla paylaşmaya devam ediyoruz.
Devletimizin suça ve suç örgütlerine karşı yürüttüğü mücadeleyi destekliyoruz. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının koordinasyonunda, geçmişte “Açılamaz” denilen dosyaların ele alınması ve iddiaların üzerine kararlılıkla gidilmesi, devlete duyulan güveni artırmaktadır.
Türkiye’de hiç kimse kendisini hukukun üzerinde görmemelidir.
Türk devletinin gücünü ensesinde hisseden bazı kişilerin farklı arayışlara girdiğine ilişkin iddialar da kamuoyuna yansıyabilir.
Hesap vermekten kaçınmak amacıyla sağlık raporlarının, adli tıp süreçlerinin veya başka hukuki imkânların kötüye kullanıldığı yönünde somut bir bulgu ortaya çıkarsa bunun da üzerine kararlılıkla gidilmelidir.
Adalet, sağlık sorunlarını bahane ederek hukuktan kaçmaya çalışanlara fırsat vermemeli; gerçekten hasta olanın hakkını korurken sistemi istismar etmek isteyenlerin oyununu da bozmalıdır.
Servetlerini ve verdikleri iddia edilen rüşvetleri gizlemeye çalışanlar şunu unutmamalıdır:
Devlet her zaman 18 yaşındadır ve kurulan bütün oyunları bozabilecek güce sahiptir.
Suçla ilişkili kişilerin siyasi partilerin il ve ilçe teşkilatlarına girerek kendilerine koruma alanı oluşturmaya çalıştıkları yönünde iddialar varsa bunlar da dikkatle araştırılmalıdır.
Hiçbir siyasi parti, suçla beslenen kişilerin sığınağı hâline gelmemelidir. Özellikle siyasi parti yöneticileri, teşkilatlarına kabul ettikleri kişiler konusunda son derece dikkatli davranmalıdır.
Yanlış kişilerle kurulan ilişkiler yalnızca hukuki sorunlara yol açmaz; partilerin güvenilirliğine ve siyasi geleceğine de zarar verir.
Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının, siyaseti kendilerine kalkan yapmak isteyenlerin oyunlarını bozacağına inanıyorum.
Bu yazının ana fikri açıktır:
Kesinleşmiş yargı kararıyla suçtan elde edildiği belirlenen AVM’ler, rezidanslar, oteller, villalar ve diğer büyük taşınmazlar kişisel servet olmaktan çıkarılmalı, devlet bünyesinde kamu yararına değerlendirilmelidir.
Uygun olanlar devlet hastanesi, üniversite, okul, öğrenci yurdu, adliye veya emniyet müdürlüğü olarak kullanılmalıdır.
Haksız kazançla yükselen yapılar, adaletin ve milletin hizmetine sunularak ibretlik bir hukuk devleti örneğine dönüştürülmelidir.
Bizler de süreci izlemeye, araştırmaya ve gelişmeleri kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz.
Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!