banner238

banner228

banner220

banner245

banner246

banner247

20 Ağustos 2017 Pazar

TSK'da flaş atamalar

Kadınca hayatın tadı

25 Şubat 2015, 14:25
Kadınca hayatın tadı
Mert Aliefendioğlu
banner299

Yin, dişi enerjiyi temsil eder, Yang ise eril enerjiyi. Biri olmadan diğeri de olmaz.  Yin ve Yang kutuplaşması ise hareketi doğurur. Her erkeğin içerisinde biraz dişi, her dişinin içerisinde ise biraz erkek bulunur. Bu doğanın kanunudur. Nüfus artıp toplumlar birbiri içerisine girdikçe; stres, gerginlik ve huzursuzluk arttı. İnsanlar sürekli mutsuz ve olumsuz hallere büründü. İkili ilişkiler bozuldu, hayattan alınan tatlar azaldı.

Beden enerjileri dönüşüm uzmanı Fatima MUZHDABAYEVA, Rusya ve Türkiye'de Dişi enerjiler üzerine seminerler veriyor, eğitimler düzenliyor. Bu eğitimler sadece kadınlar ile yapılıyor ve bir köşeye itilmiş dişi enerjilerin yeniden açığa çıkması sağlanıyor. Konuyu ve uygulama şeklini merak ettik ve İstanbul'daki eğitim adresi Jung Akademi'de Fatima hanımı ziyaret ettik, çay ve kurabiye eşliğinde dişi enerjiye dair aydınlatıcı bir röportaj gerçekleştirdik.

 

Röportaj: Mert Aliefendioğlu



Tam olarak yaptığımız çalışmanın ismi nedir?

 

Kadınca hayatın tadı.

 

Sadece bayanlarla yapılmasının önemli bir sebebi var mı?

 

Biz dişi enerjiler ve kadın iç organlarıyla çalışıyoruz. Tamamen kadınlara yönelik bir çalışma uyguluyoruz. Çalışma içerisinde en önemli hedef; kendi içindeki kadını bulma, onu keşfetme, anlama, tanıma ve sevebilme üzerine oluyor.

 

İnsanlar gündelik yaşamlarında sürekli belli bir sıkıntı, stres, gerginlik yaşıyor, buna bağlı olarak bunalıyorlar. Bu enerji çalışması kadınların gündelik streslerine dair iyileştirici bir etkide bulunuyor mu?

 

Tabi ki çalışmalarımızda kadınlar vücutlarında toplanmış negatif enerjileri atıp rahatlıyorlar. Çocukken yaşanılan bütün travmalar, stresler, küskünlükler, kötü davranışlar, yanlış algılamalar seanslar esnasında gün yüzüne çıkıyor ve iyileştiriliyor. Bununla birlikte katılımcıların bilinçaltlarının derinliklerine yavaş yavaş inerek negatifleri pozitiflere dönüştürmeye çalışıyoruz. Mutluluğu, sağlığı, yaratıcılığı, dişiliği, engelleyen her şeyi dönüştürüyoruz. Seanslarımıza katılan hanımlar hayatı nasıl daha keyifli, renkli, tat alarak yaşayabileceklerini öğreniyorlar.

 

Eğitimlerinizin içeriğinden biraz bahseder misiniz?

 

Eğitimlerimiz içerisinde uygulanan bütün pratikler beden üzerinden yapılıyor. Yöntem olarak Osho meditasyonlarını uyguluyoruz. Osho tekniklerini içimizdeki zehri atmak için kullanıyoruz. Çünkü Osho teknikleri bu konuda çok deneyimli güçlü teknikler. Direk bilinçaltı ile bağlantılı teknikler. Her çalışmada bir Osho tekniği uyguluyoruz. Kadınlar için daha derin ama daha az sarsıntılı şeklinde veriliyor. Yani daha çok dişi enerjiye hitap eden şeklinde çalışıyoruz. Bunun dışında dans ve dansla trans gibi pratiklerimiz var. Sanat terapilerimiz var. Kadının kendisini, ailesini ve erkekleri affetmesi üzerine çalışmalar yapıyoruz. Kadınlarda tüm küskünlüklerin olumsuz enerjisi göğüs bölgesinde birikir. Zamanla bir kist halini alabilir. Kendini kabul etmeme, kendi dişiliğini reddetme, ona kızma gibi durumlar ise rahim bölgesinde birikir. Bu bölgede miyomlar kistler oluşabilir. Kadının sağlıklı bir hayat yaşaması için bunları içinden atması gerekiyor.  Çalışmalarımız süresince biz katılımcılarımızı arındırıyoruz, negatif enerjileri, pozitif enerjilere dönüştürüyoruz. Mesela nefretle, öfkeyle çalışıyor, onları açığa çıkartıyoruz. Açılan boşluk otomatikman sevgi enerjisi ile doluyor. Kadınlar kendi rahimlerini hissetmiyor ve dişiliklerini, seksüalitelerini reddediyorlarsa o zaman kalpleri sevgi enerjisine de kapanır. Herkesi seviyorum diyebilir fakat sevmiyordur. Çünkü ilk önce kendini sevmesi gerekiyor. O yüzden biz rahimle yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Kadının kendisini tanımasını sağlayıp, rahim bölgesinde başlayan enerjiyi kalbe kadar çıkartıyor ve kalbi açıyoruz. O zaman kadın hem kendiyle barışıyor hem de sağlıklı ve dengeli bir yaşama merhaba diyor.

 

Dişi enerjiler eril enerjilerden daha mı güçlüdür?

 

Dünya bizim aynamızdır. Kadının içindekileri ona erkek gösteriyor. Mesela kadın içinde “aldatılacağım” korkusu yaşıyorsa, erkek bunu ona hemen yaşattırıyor.  Kadın “ben değerli değilim, sevgiye layık değilim” diyorsa bunu ona dış dünya bir şekilde deneyimletiyor. Aynı şekilde erkek içinde bunlar aynı. Fakat kadının enerjisi çok daha güçlü olduğu için olumsuz düşündüğü zaman olaylar daha hızlı gerçekleşiyor. Bu doğadan gelen bir şey. Mesela kadın bir sperm tohumu alır, onu enerjisi ile harmanlar büyütür ve 9 ay sonra bir çocuk verir. Dişi enerji alır biriktirir ve daha fazlasını verir bu hep böyledir.

Siz kadına güzel bir kelime söylerseniz o size on kelime geri verir. Çünkü içinde kelimeler büyür. Biraz ilgi verirsiniz, hoş görürseniz, o kadın açılır ve daha fazlasını geri verir.

Kadının hayatta gelişmesi horizontal  yani yataydır. Daha geniş daha derin ve yatay olarak gelişir. Erkek enerjisi ise dikeydir. Hedefe, sonuca yöneliktir. 

 

Günümüzde kadınlar dişi enerjilerini sizce kayıp mı ettiler?

 

Kadınlar erkek gibi olmaya başladılar. Pantolon giydiler, erkeklere rakip tavırlar içerisine girdiler. Sonra kadınlar “ben neden yalnızım” demeye başladılar. Çünkü ortada dişi bir enerji yok. Her şey harcandı. İçinde sadece er enerji var. Er enerjide hedefe gitme rakipleştirme, kazanma, savaşma üzerine kurulu. Bu yüzden hanımlarımızın çoğunun dışı kadın gibi ama içi kadın değil. İçi boş. Dişi enerjisi yok. O zaman erkekler ona kadın diyor güzel diyor ama onu erkek gibi algılıyor. O yüzden çatışmalar ortaya çıkıyor. Küfür ve hatta el kaldırma gibi olumsuz davranışlar ortaya çıkıyor. Bunun sonunda erkek dişi enerjisi daha yüksek bir kadın arayışına giriyor. Kadınlar bunun farkına varırsa ve kendine geri dönmeye başlarsa o zaman hayatın her alanında daha başarılı olacaklar.

 

Uygulamalarınızda dişi enerji kaç farklı seansta ortaya çıkartılıyor?

 

Benim asıl çalışmam 7 seanstan oluşuyor. Haftada bir kez çalışıyoruz. Bu bir program şeklinde oluyor. Her seans bir enerji merkezi (çakra) ile çalışma oluyor. O çakrayı önce arındırıyoruz temizliyoruz, birikmiş olumsuz enerjileri boşaltıyoruz ondan sonra pozitif enerjiler ile kadını doldurmaya başlıyoruz. Çalışmalarımızda meditasyonlara da yer veriyoruz. Kadın kendini daha fazla tanımaya başlıyor. Orada gözler açılıyor; “Aaa ben bundan zevk alıyor muşum hiç haberim yokmuş. Aaa benim için şu şu daha değerliymiş” demeye başlıyorlar. Kendilerini daha fazla tanımaya başlıyorlar. Çalışma süresince teorik eğitimimiz %10 - %15 oluyor. Geri kalan kısım sadece pratikler üzerine oluyor.

 

Katılımcıların 7 seansa da eksiksiz devam etmesi gerekiyor mu?

 

Program şeklinde gidiyoruz. Bu yüzden programın sonuna kadar gidilmesi gerekir. Program içinde kadınların arasında sinerji ve dişi enerji çemberi oluşuyor. Bir kadın çıktığında enerji eksikliği oluşuyor. Tabiî ki bu durumlarda bu eksikliği kapatıyoruz, ama gene de grubun değilmemesi yanındayım. Program şeklinde olduğu için çalışmalardan sonra ödevler ve evde yapılacak pratikler veriliyor. Onlar esnasında kadınlar günlük olarak kendine vakit ayırmayı ve kendilerini sevmeyi öğreniyorlar. Biz hep alışkanlıklarla davranıyoruz. Yeni alışkanlık oluşturmak için yanı yeni nöyron sistemi oluşturmak içi en az 21 gün gerekir, fakat o sadece oluşur bu süreçte, ama bizim hayatımızda etkili bir alışkanlığa dönüşmesi için 40-90 dün gerekir.

 

Fakat Kadınlar için tam günlük programları de yapıyoruz.  Ve bu Bir gün bile çok güçlüdür. İsterlerse sadece bir çalışmaya katılırlar, isterlerse devam edip diğer çalışmalara katılırlar bu seçim onların. Devam etmek gerekli değildir. Fakat eğer devam ederlerse onlar için daha iyi olacaktır. Çünkü çalışmalarımızda bir çok kadın oluyor. Bu nedenle seanstaki dişi enerji oldukça yüksek oluyor. Buda iyileştirici etkiyi artırıyor.

 

Bir kadın sizce nasıl olmalıdır?

 

Kadının dört hali vardır.

Kız çocuğu hali, seksi dişi hali, ev kadını hali ve kraliçe hali.

Bu dört halin dengeli bir şekilde kadında bulunması gerekiyor. Fakat genellikle kadınlar olması gereken bu hallerin bir yada ikisini kullanıyorlar. Mesela bir çok kadın şımarık kız çocuğu halinde. Şımarık kız çocuğu ile erkek evlenmez. Çünkü kız çocuktan çocuk olmaz. Bu bilinçaltı düzeyinde algılanır. Kadında sürekli ev kadını hali varsa, erkek o kadını anne gibi algılar ve anneyle de yatılmaz. Bu hallerin hepsinin kadında dengeli bir şekilde olması gerekiyor. Bir kadın kendini kraliçe gibi gösterirse erkek ona değer vermeye başlar. Ev kadını gibi göstermeye başlarsa erkeğin kalbi ısınır. Kız çocuğu gibi gösterirse erkek ona şefkat gösterir, onu korumak ister. Seksi dişi halini de bunlara ek olarak gösterirse erkek için hayattaki en değerli kadın haline gelir.

Kadınlar eğitimlerimizde kaybettikleri dişiliklerine kavuşuyorlar.

Genellikle günümüzde kadınlar kendilerini sosyal hayatta seksi ve çok dişi olarak çevrelerine sunuyorlar.  Fakat sonra karşı cins ile bir ilişkiye başladıkları zaman bu erkek tarafından saygı ve sevgi görmüyorlar. Hayal kırıklıkları da beraberinde geliyor. Zamanla bu hayal kırıklıkları kin, nefret ve suçluluk duygusuna dönüşüyor.

Çalışmalarımızda kadın kendinin değerine varmaya başlıyor. Kendini sevmeyi öğreniyor. Kendini sevmeye değerli görmeye başladığı zaman, dışa vurduğu ilk kadın kraliçe kadın oluyor.

 

Bu dört kadın halinin seviyeleri nedir?

 

En yükseği Kraliçe kadındır. Ego yoktur sevgi ve saygı vardır. Zekilik, akıllılık vardır. Adeta bir eser gibidir. Kendine güveni yüksektir, onurlu ve gururludur. Kadın bir erkek ile ilişkiye başladığı zaman; önce bir kraliçe kadın olmadır. Sonra bir ev kadını olmalıdır. (Becerikli, yetenekli, pratik vb.)  Üçüncü olarak kız çocuğu hali gelir. Kız çocuklarını seviyoruz, şımartıyoruz, koruyoruz. Aynı şekilde erkekte onunla oynuyor, seviyor, şımartıyor. O zaman erkek kendini bu kadının yanında daha güçlü, başarılı, cesaretli, cömert hissetmeye başlıyor. Son olarak dördüncü kadın hali dişi ve seksi olanıdır. En son olması gereken hali kadınlarımız genellikle en önce karşı cinse gösteriyorlar. Erkekler bu kadını değerli görmüyor. Çünkü bu kadın için hiç bir şey yapmadı, hiç bir uğraş vermedi. Geldi, aldı ve gitti.

 

Katılımcı hanımlar çalışma bitiminde neler hissediyorlar?

 

Türkiye'de yeni başladım. Daha önce Rusya'da yapıyordum. Türkiye'de kadınlar farklılar. Bende şimdi çalışmalarımda Türk kadınını tanımaya başlıyorum. Benim için çok güzel bir süreç bu. Çok zevk alıyorum onlarda çok zevk alıyorlar. Şuanda İzmir'de yaptığımız ikinci çalışmamız bitti. Eğitimlerimizde kadınların içinde kız kardeşlik duygusu oluşuyor. Birbirlerini kıskanmamaya başlıyorlar. Birbirlerine saygı duyup korumaya başlıyorlar. “Aaa ben böyleymişim yandaki hanım böyleymiş ne kadar güzel” demeye başlıyorlar. Birbirlerine destek veriyorlar. “Daha neler yapabiliriz bende bu şekilde gelişme oldu sende ne oldu” demeye başlıyorlar. Birbirlerini artık rakip olarak görmüyorlar. Öte yandan bir iki çalışma ile bile hanımların görünümleri değişiyor. Üzerlerindeki yorgunluk, halsizlik, gri renkli ciltler yok oluyor. Güzelleşiyorlar.  Aynı zamanda çalışmaları evde uyguladıkları için bununda olumlu yönde katkısı oluyor. İçlerindeki organlar iyileşmeye, gençleşmeye başlıyor. Evli kadınlarda bu evliliğe de yansıyor. Erkek eşini farklı gözle görmeye başlıyor. Daha çok değer vermeye başlıyor. Erkek 3 buçuk saat seans alan eşindeki değişikliği görünce çok şaşırıyor. Aralarındaki cinsel ilişkide de olumlu değişimler başlıyor.

 

Kadınlar bu seansları aldıktan sonra dişli enerjiye istedikleri her an ulaşabiliyorlar mı?

 

Evet herhangi bir zaman herhangi bir yerde çok kolay bir şekilde yapabiliyorlar. Sonuç hemen gerçekleşiyor. Bunun teknikleri var hepsini eğitimlerde öğreniyorlar.

 

Bu eğitimlere hangi yaş grubu katılabiliyor? Hamile hanımlar da katılabiliyor mu?

 

Eğitimlerimize 18 ila 60 - 70 yaş aralığındaki kadınlar gelebilirler. Menopoz dönemi çalışmalarımızı etkilemez. Aksine çalışmalarımız bu dönemi uzaklaştırır. Bu çalışmalar kadının içindeki hormon sistemini iyileştiremeye başlıyor. O zaman kadın menopoza daha rahat daha az stresli ve daha dengeli bir şekilde giriyor. Fakat menopoza girme süreci uzuyor. Hamile bayanlar için ayrı bir grup açmayı planlıyoruz. Çünkü onlar çok özeller. Yaşadıkları her şey bebeği etkiliyor. Çok duygusal oluyorlar. Biz hepimiz anne karnında her şeyi öğreniyoruz. Annemiz üzüldüyse direk hormon üretiliyor ve bu çocuğa gidiyor. Kızdıysa, öfkelendiyse, korktuysa hemen o çocuk etkileniyor. Hamile kadınlar için ayrı bir program tasarlanacak. Öte yandan hamile kalmak isteyen kadınlar için şuanda verdiğimiz çalışmalarımız çok uygun.

 

Çalışmalarınız hangi öğretiler ışığında ilerliyor?

 

Bütün bu benim kullandığım bilgiler uzak doğudan gelen bilgiler. Hint ve Tibet kültürlerinden alıntılar ile Tao öğretilerini birleştiriyoruz. Eski çağlarda kadınlar kendi kadınlıklarının dişi enerji ile çalıştığını biliyorlarmış. Fakat bize gelmemiş, gelememiş. Eğitimlerimizde hanımlar unutmuş oldukları dişi enerji ile yeniden tanışıyorlar. Onu dengelemeyi, kullanmayı öğreniyorlar. Duygularının kontrolünü ellerine alıyorlar.

 

Çalışmalar bireysel de oluyor mu yoksa hep grup çalışmaları mı oluyor?

 

Bireysel çalışmalarımız da, grup çalışmalarımız da var. Bireysel eğitimlerimizde daha çok koçluk yapıyorum. Kadınların hayatlarındaki zayıf noktaları belirleyip onları güçlendiriyorum. Aynı zamanda beden ve kadın dişi enerjileri ile de çalışıyoruz. İki çalışma çok farklı. Grup çalışmalarımızda kadın kendi kendine çalışınca bir çok şeyin farkına varıyor.  Bunu genellikle meditasyon ile yapıyoruz. Bireysel çalışmalarda ise daha çok hedefe ve direk o kadının içinde var olan noktaya doğru odaklanıyoruz. Acıyan iyileştirilmesi geliştirilmesi gereken yerlere değerek ilerliyoruz.

 

Erkeklere yönelik enerji çalışmaları gündeminizde mi?

 

En az kadınlar kadar erkeklerinde enerji çalışmalarına ihtiyaçları var. Hatta Türkiye'de daha yoğun bir şekilde. Rusya'da erkeklere yönelik bir çok çalışma var erkekler gidiyorlar. Bunu normal olarak algılıyorlar. Fakat Türkiye'de durum tersi. Erkekler bu tip şeylere kapalılar. Benim sorunum yok diyorlar yada “karşımdaki insan benim hakkımda kötü şeyler düşünecek” diyerek eğitimlerimize yaklaşmıyorlar. Çok nadir tercih edenler oluyor. Kadın erkek karışık gruplara erkekler geldikleri zaman ben çok seviniyorum mutlu oluyorum.  Buna ihtiyaçları olduğunu bilip gelen erkeklere hayranım.

 

Mix çalışmalarınızı ve çift çalışmalarınızı biraz açar mısınız?

 

Mix gruplar ve çiftlere özel çalışmalarımız var. Çift terapilerimizde sadece evli çiftleri alıyoruz. Birbirlerini tanımayan çiftleri kabul etmiyoruz. Çünkü evli çiftler artık bir yuva olmuşlar. Orada bir sinerji oluşmuş. Biz onların aralarındaki sorunları daha kolay çözebilmelerini, birbirlerini daha iyi anlayabilmelerini, farklılıkları fark edip birbirlerini yorumlamalarını, birbirlerine nasıl daha farklı destek olabileceklerini öğretiyoruz. Eğitimlerimiz sonunda çiftlerimiz yeniden aşık oluyorlar. Mix gruplarımızda ise daha çok duygularla barışma, negatif düşüncelerden arınma üzerine çalışmalar yapıyoruz. Hem er hem dişi enerji ile birlikte çalışıyoruz.


beylikdüzü - beylikdüzü keman - beylikdüzü piyano - beylikdüzü bale - beylikdüzü müzik merkezi - modern sanatlar akademisi - beylikdüzü sanat
BEYLİKDÜZÜ müzik

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Yarın Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirdiniz ?

    banner251
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV